İsrail ordusunun kara operasyonu düzenlediği Suriye’nin güneyindeki Beyt Cin (Beit Jinn) köyünde 13 kişinin ölümü 20 kişinin yaralanması sonrası Tel Aviv ve Şam arasındaki görüşmeler kesintiye uğrarken Şam yönetimi, statü talebinde bulunan Kürt, Alevi ve Dürzilere karşı söylemini sertleştirdi. İsrail’e, “Yaşam ve ölüm arasında toprakları savunuruz” mesajı verilirken Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) ise, “siyasî risklerle dolu yaklaşım sergilediği” iddia edildi. Meydanlardan ise SDG’ye yönelik askerî harekât sesleri yükseldi.
İsrail ordusunun Suriye’nin güneyindeki son operasyonu, Beşar Esad yönetimine son verilmesinin birinci yıl dönümü nedeniyle meydanları dolduran binlerce kişi tarafından protesto edilmesi, Şam yönetimini de harekete geçirdi. Şam kaynaklı medya kuruluşlarına yansıyan haberlere göre, Şam’daki kalabalıklar, SDG’den Kuzeydoğu Suriye’nin kurtarılmasını talep etti ve ülkenin toprak bütünlüğünün korunması yönünde mesajlar verdi.
Suriye Savunma Bakanlığı Sözcüsü Albay Hasan Abdulgani ise, statü talep eden siyasî ve askerî yapılara yönelik askeri harekat sinyali vererek, “Suriye’nin her bir karış toprağı bizim mesuliyetimiz ve hedefimizdir ve özgürleştirilmelidir” dedi.
“Yaşam ve ölüm arasında bir seçimle karşılaşırsak…”
Suriye Enformasyon Bakanı Hamza Mustafa ise SDG’yi “pervasız siyasî yollar izlemekle” suçlarken İsrail’e karşı topraklarını savunacaklarını söyledi. Mustafa’nin açıklamalarındaki satır başları şöyle:
“İsrail, tekrarlanan askeri girimlerle Suriye devletini provoke etmeye çalışıyor. İsrail’in bu provokasyonlarla aradığı tırmandırmanın içine çekilmeyeceğiz. İsrail’in kibirli tavrı ve güce dayanması onun muhakemesini köreltiyor. Suriyeliler yaşam ve ölüm arasında bir seçimle karşı karşıya kaldığında, topraklarını savunacaklardır. İsrail işgali zayıf, bölünmüş bir Suriye istiyor ancak mevcut hükümet onun planları için bir tehdit oluşturuyor.
“Hicri için uluslararası kanaat oluşmuş durumda”
“Hükûmet, Süveyda grupları (Dürzi yönetimi) tarafından sunulan tüm talepleri kabul etti. Hükümet onların en imkansız koşullarını bile kabul etti, ancak Hicri yine de çekilmeyi tercih etti. Hicri tarihi doğru okuyamadı ve büyük bir yapısal fırsatı heba etti. Artık Hicri’nin Suveyda’daki siyasi çözümleri engellediğine dair uluslararası bir kanaat oluşmuş durumda.
“SDG’yi koruyacak bölgesel denklemler kalmamıştır”
“SDG, askeri olarak caydırıldı ve ABD askeri varlığının olduğu bölgelere çekilmek zorunda kaldı. SDG, bir imparatorluğa komuta ediyormuş gibi davranarak pervasız siyasi yollar izledi. Mazlum Abdi, zaman kazanmaya çalışarak siyasi risklerle dolu bir yaklaşım sergiledi. Mazlum Abdi, 10 Mart anlaşmalarını tamamlamak yerine yeni Kürt ittifakları aramak için Erbil’e gitti. SDG mevcut durumu korumaya oynuyorsa, bu bir hayal ve yanılgıdır. Artık SDG’yi koruyabilecek bölgesel denklemler kalmamıştır. Muhtemelen SDG’den daha fazla tırmanma göreceğiz ve bu, halkın hükümetle olan dayanışmasını güçlendirecektir. Suriye devleti, güvenlik ve istikrarı sağlayabilecek tek ortak olarak kendini teyit etmiştir.”
“Haklarımızı savunma kararlılığımızı güçlendirir”
Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani de 13 Suriyelinin ölümü ve 20 Suriyelinin yaralanması ile sonuçlanan İsrail’in askeri operasyonlarını sert dille eleştirmesi dikkat çekerken, ilk kez “Savunma hakkından” söz etti.
Şeybani, şöyle konuştu:
“Beyt Cinn’e yönelik hain İsrail saldırısını ve sivilleri kasıtlı olarak hedef almasını şiddetle kınıyoruz. Devam eden saldırganlık bölgesel barışı tehdit ediyor ve sert bir uluslararası tepki gerektiriyor. Beyt Cinn’deki olaylar halkımıza yönelik tam teşekküllü bir suç teşkil etmektedir. Suriye, uluslararası hukuk çerçevesinde topraklarını ve halkını savunma hakkını teyit eder. BM’yi, Güvenlik Konseyi’ni ve Arap ve İslam ülkelerini devam eden ihlaller karşısında sorumlu davranmaya çağırıyoruz. Mağdurların ailelerine başsağlığı diliyor ve yaralılara acil şifalar temenni ediyoruz; masumların kanı haklarımızı savunma kararlılığımızı güçlendirir.”